| | | psikoloji okulu...2 | Cuma Mart 14, 2008 4:39 pm tarafından *CEZMİ* | [b] duygular
1. süreye göre
a. kısa süreli: =kaynağı belli, şiddetli.
heyecan
(korku, heyecan, öfke)
b. daha uzun süreli: = kaynağı belirsiz, şiddeti düşük.
mud
(karamsarlık, kötümserlik)
c. en uzun süreli: =kalıtsal, doğuştan. fizyolojik
mizaç
(ağırkanlılık, sakinlik, inatçılık)
2. olumlu / olumsuz oluşuna göre:
a. olumsuz: üzüntü, keder vb.
b. olumlu: sevinç, mutlululuk, gurur, tatmin vb.
c. hem olumlu hem olumsuz: merhamet, şaşkınlık vb.
3. aktif / pasif oluşuna göre: insanı harekete geçirebilir (sevinç, korku, öfke); veya insanı pasif hale getirebilir (üzüntü, tatmin, gurur)
birincil duygular (diğer duygular bunlardan türemiştir)
üzüntü
öfke
korku
sevinç
duygunun boyutlari
1. sosyal boyut: insanlar karşısındakilere göre, toplumsal kurallar, normlar, rollere göre duygularını şekillendirmek zorunda kalırlar. sosyal çevre nedeniyle bazı duygular bastırılmalıdır. (cenazede gülünmez, partide somurtulmaz vb.) işteki başarı bazı duyguları bastırmayı gerektirebilir. (hostes, turizmci)
2. fizyolojik boyut: duyguların fizyolojik boyutundan endokrin (hormonlar, iç salgı bezleri) sistem ve otonom sinir sistemi sorumludur. duygu sırasında istem dışı kas hareketleri meydana gelir. epinefrin (saldırgan, aktif duygular) ve norpinefrin (kaygı vb. pasif duygular) hormonları artar – azalır.
3. bilişsel boyut: bir duygunun yaşanması için algılanması gerekir. korkmak için bile bir zeka düzeyi gerekir. duygusal zeka burayla ilgilidir.
duygu kuramlari
1. james – lange kuramı: duyguların oluşumunu açıklamaya çalışır. bu kurama göre önce fiziksel tepki meydana gelir, daha sonra duygular açığa çıkar. duygu algılanınca fiziksel değişiklikler oluyor (kalp çarpıyor) kişi korktuğunu anlıyor.
2. sosyo-biyolojik heyecan kuramı: duyguların işlevini açıklamaya çalışıyor.
duygular işlevseldir. birçok duygu insan için yararlıdır. duyguların sosyal ve biyolojik işlevleri vardır.
a. duyguların sosyal işlevleri: duygular insanları birbirlerine yakınlaştırır. derdin varsa herkes yardıma koşar. sevinçte paylaşma olur.
b. duyguların biyolojik işlevleri: duygular sırasında vücutta oluşan değişiklikler insana yararlıdır. öfke enerjiyi artırır, kan pıhtılaşmasını hızlandırır vb.
öğrenme
öğrenmede sadece yeni bilgi değil, davranış kazanımı da söz konusudur. bilgi, davranış, tutum, düşünce ve duygularda değişiklik öğrenme’dir. bilinçli olarak ya da daha bilinçsizce gerçekleşir.
öğrenme yollari
1. bilişsel öğrenme: düşünerek, hatırlayarak, algılayarak, bağlantılar kurarak olaylar arasında neden sonuç ilişkileri kurarak olur. düşünerek yapılır, tesadüfi değildir. hayvanlar da böyle öğrenir.
2. çağrışımlı öğrenme: otomatik olarak bilinçsizce öğrenilir, düşünme algılama yoktur.
3. gözlem ve taklit yoluyla öğrenme: kısmen bilinçli, kısmen bilinçsizdir. geçici, bilinçsizdir. taklit edilen kişiye verilen değer ortadan kalkınca öğrenme biter.
çağrişimli öğrenme
1. klasik koşullanma:
doğal uyarıcıya verilen doğal tepki var. (et--- salya).
buna nötr uyarıcı ekle. (işık + et ---salya) tekrar. tekrar
doğalı kaldır. nötrü ver. tepki devam ediyor. bu durumda ışık (eski nötr uyarıcı) koşullu uyarıcı oluyor. salya da ( eski doğal tepki) koşullu tepki oluyor.
(ışık ---salya) = koşullanma
uyarıcı genellemesi koşullanmadan sonra koşullu uyarıcının benzerlerine de tepki verilmesi. beyaz ışığa tepki veren yeşile de veriyor.
ikinci dereceden koşullanma: koşullu uyarıcıyla beraber yeniden bir nötr uyarıcı veriliyor ve yeni bir koşullanma meydana getiriliyorsa buna ikinci dereceden koşullanma adı verilir.
nötr uyarıcı (zil) + koşullu uyarıcı (ışık) koşullu tepki (salya)
zil --- salya ikinci dereceden koşullanma
uyarıcı genellemesi ile ikinci dereceden koşullanma arasındaki fark uyarıcı genellemesinde aynı uyarıcının benzeri, ikinci dereceden koşullanmada ise uyarıcılar tamamen farklıdır. zil ile ışık farklıdır.
klasik koşullanma: nötr ve doğal uyarıcı arasında bağ kurulması ve tekrar tekrar ortaya konulması. (elinde top olan çocuğun sobadan elinin yanması, toptan korkması / uğur ve uğursuzluk inançları/ azarcı öğretmen matematiğe gelince matematikten soğuması, eğer matematik benzeri derslerden de soğuyorsa uyarıcı genellemesi, matematik perşembe günü, perşembeden de huzursuzlaşıyorsa ikinci dereceden koşullanma)
klasik koşullanmayla öğrenme uzun süreli değildir. bir süre sonra tepki ortadan kalkar
buna sönme denir. sönme ne kadar geçse öğrenme o kadar kalıcıdır.
2. edimsel koşullanma:
doğal uyarıcı yerine pekiştireç vardır. davranışı başlatan bir uyarıcı değil bir davranıştır. pekiştireç davranışın ileride görülme sıklığını artırır. davranışın ulaştığı istenen sonuçtur. davranış --- pekiştireç
pekiştireç iki türlüdür: olumlu (ödül), olumsuz (kötü durumdan kurtulma) pekiştireç klasik koşullanmadaki doğal uyarıcının yerini tutar.
ikincil pekiştireç: pekiştirecin yerini alan, ödülün habercisi olan şey. paranın kendisi bir işe yaramaz ama bir çok şeyin satın alınabileceğinin göstergesidir. kuponlar bir işe yaramaz ödüle ulaştırır. ikincil pekiştireç bir süre sonra ödülün yerini alır ve ödül almış gibi etki yapar. edimsel genelleme: güvercinin ışıklı her şeyi gagalaması.
pekiştireç tarifeleri
ödül kalkınca sönme meydana gelir sönmeyi geciktirmek için pekiştireç tarifeleri kullanılır.
devamlı pekiştirme: en geçici öğrenme şeklidir. ödülün kesildiği daha çabuk farkedilir ve davranıştan çabuk vazgeçilir.
aralıklı pekiştirme: öğrenme daha uzun sürelidir. 3’e ayrılır.
a. sabit zamanlı: her iki saatte bir. devlet memuru.
b. sabit oranlı: her on davranışta bir. satış pazarlama. pirim. parça başı ücret.
c. değişken aralıklı: değişen aralıklarla. en uzun süreli öğrenme burada gerçekleşir. kumar. öğrenme en kalıcı sönme en geçtir.
ceza
1. ceza çekici ceza: amaç sadece cezalandırmaktır. söndürülmek istenen davranışın niteline uygun değildir. (sevgiyi esirgeme). psikolojik ya da fiziksel ceza olabilir. harçlık kes, döv.
2. karşılayıcı ceza: davranışla ilgilidir. telafi edicidir. daha bilinçli bir yaklaşımdır. çay döktün temizle. odanı topla.
kişilik
bir insanın oldukça sabit olan, sürekli olan davranışlarıdır. insanı tanımlayan, başka insanlardan ayıran kendine özgü davranışlar. bireyin çevresine kendisine özgü uyum biçimi. (iyilik sever/ içine kapanık)
kişilik – davranış farkı
kişilik: tutarlıdır, kısa zaman içinde değişmez, kişiye yükleme yapılabilecek (hep geç kalıyor-kişiliğinden) davranışlardır. ayırdedici, bireye özgü, başkalarından farklı kılıcıdır. yapılaşmış durumdadır. (suskun bir insan içe dönüktür, neşeli değildir).
kişilik kuramlari
1- özellikler kurami
kişilik özellikleri önemlidir.bir insana dışarıdan bakarak tutarlı, ayırt edici, yapılaşmış özelikleri gözlenerek sergilediği davranışlardan kişiliği davranışları tahmin edilmeye çalışılır.sıfat listeleri kullanılır. eleştirisi: bir ortamda gözleme yeterli değildir. gelişimsel boyutu yoktur.
2- psikoanalitik kuram : (biyolojik + sosyal faktörler)
biliçaltı duygular ve güdüler önemlidir. id ve süperegonun arasındaki farklı dengelerle kişilik belirlenir. id baskınsa kişi saldırgan, bencil, yetişkin olgunluğuna sahip olmayan, başkalarının sevmeyen, sabırsız, çocuksudur. süperego baskınsa kişi kendine karşı kontrollü, kuralcı, kısıtlayıcı, yasaklayıcıdır. gelişimsel boyutu vardır.
psikoseksüel gelişim dönemleri
0-1 oral dönem
1-3 anal dönem
3-5 odipal dönem
5-ergenlik başlangıcı (12-13) latens dönem
ergenlik + yetişkinlik genital dönem
oral: bebeklik dönemi, kaşıkla beslersen doyumsuz. çok emerse de aşırı doyum. oburluk, gevezelik, içki sigara bağımlılığı,
anal: çocuk kaslarını kontrol etmeye başlar. inat çağıdır. çok sıkılır ve cezalandırılırsa cimri, paylaşmayan, kuralcı çok serbest olursa savruk ve düzensiz olur.
odipal: çocuk cinselliği keşfeder. karşı cinsi kıskanır duyar. erkek çocuk babayı, kız anneyi kıskanır. erkek anneye, kız babaya düşkündür. süperego gelişmeye başlar. çocuk kendi cinsiyle özdeşim kuruyor. ilerdeki saplantısı büyük yaştakilere ilgi duyma olur. farkli cinsle ozdesim kurma olur.
latens: cinsel duygular durgundur. yeni sosyal roller benimsenir, karşı cinse yakın ilgi yoktur.
genital: oral, anal, odipus dönemdeki anne baba hataları bu dönemde saplantı olarak ortaya çıkar.
eleştirisi: deneysel değildir. klinik bulgulara dayanılıyor. cinsellik aşırı vurgulanmış, tüm insanlar nörotik kabul ediliyor.
3- öğrenme kurami:
gelişimsel bakış açısı vardır.
kişilik sonradan kazanılan sosyal faktörlerle oluşur.
model alma: kişilik gelişirken insan çevresindekileri model alır.
klasik koşullanma: birisini çok seviyorsun, köpeği var, köpeklere nötrsün, sonunda köpeği de seviyorsun, sonra tüm köpekleri + tüm hayvanları sevmeye başlıyorsun.
edimsel koşullanma: evde hep istediğini tepinerek elde ediyorsun, okulda da işte de bunu sürdürüyor. bu davranış pekişiyor ve kişilik özelliği oluyor.
kişilik: geçmişte özellikle edimsel koşullanma yoluyla oluşan davranışın genellenmesiyle oluşur. (kumar tutkusu, gözü karalık)
eleştirisi: doğuştan gelen özellikler göz ardı edilmiştir.
örgütsel kişilik: belli bir örgüte üye olanların o örgütteki değerler, anılar, olaylar, kişiler, etkisi altında gelişen kişiliktir.
mesleki kişilik: bazı mesleğin taşıması gereken değerler kişilere empoze edilir. hostesler sürekli gülmeli. bunları içselleştiren insan mesleki kişilik kazanmış olur.
ulusal kişilik:
engellenme / çatişma / savunma mekanizmalari
engellenme olması için güdülenme olması gerekir. engellenme: güdülenmiş davranışın bir şekilde amacına ulaşamamasıdır. engellenme sonucunda kişi amacını ya da amaca ulaşma yolunu değiştirir ya da geri çekilir, engele teslim olur, amacından vazgeçer ya da amaca ulaşmak için engele saldırır.
engellenme 3 türlüdür;
a. çevresel engellenme: fiziksel/sosyal çevreden gelen engellenmedir. yarın sınav var herşey hazır çalışacaksın elektrikler kesildi / misafir geldi. işe başvurdun torpil koydu başkası girdi işe.
b. kişisel engellenme: kişinin kendi özelliklerinden / eksikliklerinden kaynaklanan engellenmedir. tam çalışmaya başlayacaksın her şey hazır başın ağrıyor. işe başvurdun çok istiyorsun dil bilmiyorsun / askerlik yapmamışsın.
c. çatışmalardan kaynaklanan engellenme: bireyin kendi içinde yaşadığı çatışmalarda birden fazla birbiriyle çelişen güdüler vardır. kişi birini seçmek zorundadır. birini seçince diğerinden yoksun kalacaktır. yaklaşma güdüsüyle sadece birine erişecek, kaçma güdüsüyle sadece birinden kurtulacaktır.
çatışma 3 çeşittir.
yaklaşma – yaklaşma: + birey + iki aynı derecede istenen amaç vardır. birey birine ulaşınca diğerini kaçıracaktır. birine yaklaştıkça diğerinin çekimi azalır. karar vermek ve çatışmayı çözmek daha kolaydır.
kaçinma – kaçinma: - birey - kişi aynı derecede olumsuz olan iki amaç objenin ortasındadır. ikisini de istemez ama birine mecburdur. birine yaklaşınca onun iticiliği artar. çözümü daha zordur. iki kötü seçmeli ders.
yaklaşma – kaçinma:
amaç objenin olumlu ve olumsuz yönleri eşittir. birey hem itiliyor hem çekiliyor. iş buldu, ücreti iyi ama şehri kötü, dişi ağrıyor ama dişçiye gitmek istemiyor. olumlu yönlerinden dolayı seçince olumsuz yönlerinden kaçınamayacaktır. o yüzden engellenme olur.
en büyük çatişma id ve süperego çatışmasıdır. id in baskın olması ve süperegoyu aşmasından duyulan kaygı engellenme yaratır. süperegosu kuvvetli olan daha çok engeller, davranış bozukluklarına daha yatkındır. id ve süperego arasındaki çatışma kişiyi bir takım savunma mekanizmaları bulmaya yöneltir.
devamı var(psikoloji okulu...3[/b]
| | Yorum: 0 |
| | Kimler hatta? | Toplam 1 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 1 Misafir Yok Sitede bugüne kadar en çok 3 kişi Ptsi Kas. 02, 2009 10:10 am tarihinde online oldu. | | Istatistikler | Toplam 18 kayıtlı kullanıcımız var Son kaydolan kullanıcımız: umuthan
Kullanıcılarımız toplam 60 mesaj attılar bunda 25 konu
|
|